(Modern Organizasyonların Görünmeyen Hataları)
Kurumsal hayatta sık duyulan bir cümle vardır:
Doğruyu yaparsan kazanırsın.
Kulağa mantıklı gelir.
Hatta adil görünür.
Ama gerçek çoğu zaman farklıdır.
Çünkü işletmeler doğrulukla değil, uyumla çalışır.
Doğru Olmak ≠ Kabul Görmek
Bir fikriniz vardır.
Veriye dayanır.
Mantıklıdır.
Hatta uzun vadede en doğru seçenektir.
Ama toplantıda kabul görmez.
Neden?
Çünkü kurumsal kararlar yalnızca şu üç şeyle alınmaz:
- Veri,
- Analiz ve/veya
- Mantık.
Şu üç şey de en az onlar kadar etkilidir:
- Güç dengesi,
- İlişki ağı ve/veya
- Zamanlama.
Bu yüzden,
Doğru olan fikir her zaman kabul edilen fikir değildir.
İşletmeler Sürtünmeyi Sevmez!
Doğru fikirler çoğu zaman rahatsız eder.
Çünkü
- Mevcut düzeni sorgular,
- Alışkanlıkları bozar ve/veya
- Konfor alanını zorlar.
İşletmeler ise doğaları gereği şunu ister:
İstikrar…
Bu yüzden sistem şunu yapar:
- Uyumlu olanı tercih eder,
- Sorgulayanı yavaşlatır ve/veya
- Direnci minimize eder.
Sonuç?
En doğru fikir değil, en az direnç yaratan fikir kazanır.
Uyum: Görünmeyen Başarı Kriteri
Resmi performans kriterlerinde yazmaz.
Ama kurumsal hayatta güçlüdür:
Uyum…
Uyum sağlayan çalışan,
- Sistemi zorlamaz,
- Karar süreçlerini hızlandırır ve/veya
- Yöneticiyi riske atmaz.
Bu yüzden çoğu işletmede şu durum oluşur:
- Doğru söyleyen, zor insan olur ve/veya
- Uyum sağlayan “iyi çalışan” olur.
Haklı Olmak Neden Yetmez?
Çünkü işletmeler,
Haklı olanı değil, yönetilebilir olanı tercih eder.
Haklı olmak çoğu zaman,
- Tartışma yaratır,
- Zaman alır ve/veya
- Belirsizlik üretir.
Oysa yönetim şunu ister:
- Hızlı karar,
- Düşük risk ve/veya
- Yüksek öngörülebilirlik.
Bu yüzden,
Haklı olmak, sistem içinde avantaj değil, bazen maliyet haline gelir.
Sessiz Adaptasyon
Bir süre sonra çalışanlar sistemi öğrenir.
Ve şunu fark eder:
Doğru olmak yetmiyor.
Bunun yerine ne yaparlar?
- Daha az itiraz ederler,
- Daha çok uyum sağlarlar ve/veya
- Daha az risk alırlar.
Bu süreç görünmezdir.
Ama etkisi büyüktür:
İşletmeyi düşünmeyi kaybeder.
Stratejik Körlük
Buradaki en büyük risk şudur:
İşletme kendini başarılı zanneder.
Çünkü
- Süreçler hızlıdır,
- Çatışma azdır ve/veya
- Herkes uyumludur.
Ama perde arkasında şu olur:
- Alternatifler üretilmez,
- Hatalar geç fark edilir ve/veya
- İnovasyon zayıflar.
Doğruyu Taşımak Cesaret İster!
Kurumsal sistemlerde doğruyu savunmak:
Teknik bir mesele değildir.
Politik bir meseledir.
Bu yüzden gerçek liderlik şudur:
Yalnızca doğruyu bilmek değil, doğruyu taşıyabilmektir.
Sonuç: Doğru Yetmez, Tasarım Gerekir.
Kurumsal hayatta başarılı olmak için doğru olmak gerekir ama yetmez.
Şunlar da gerekir:
- Doğruyu anlatabilmek,
- Doğruyu konumlandırabilmek ve/veya
- Doğruyu sistem içinde yaşayabilir hale getirmek.
Çünkü
İşletmeler doğrularla değil, tasarlanmış davranışlarla çalışır.
Son Soru
Siz gerçekten doğruyu mu savunuyorsunuz, yoksa sistemin kabul edeceği kadarını mı?
Cevap, kariyerinizin yönünü belirleyebilir.
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, kendinize iyi davranın!
Kaynakça
- Cyert, R. M., & March, J. G. (1963). A behavioral theory of the firm. Prentice Hall.
- Edmondson, A. C. (2018). The fearless organization: Creating psychological safety in the workplace for learning, innovation, and growth. Wiley.
- March, J. G. (1994). A primer on decision making: How decisions happen. Free Press.
- Pfeffer, J. (2010). Power: Why some people have it and others don’t. HarperBusiness.
- Simon, H. A. (1997). Administrative behavior (4th ed.). Free Press.





