Posts tagged karar verme
Hamlet Gibi Düşünüp Romeo Gibi Bedel Ödememek İçin Ne Yapmalı?
Strateji dünyasının en romantik yalanı şudur:
“Hepsini yapabiliriz.”
Oysa gerçek strateji bir bağlaçla başlar:
“Ya”… “ya da”…
Romeo’nun önünde bir seçim vardı: Ailesi ya da Juliet.
Hamlet’in önünde bir seçim vardı: Eylem ya da tereddüt.
Don Kişot’un önünde bir seçim vardı: Gerçeklik ya da hayal.
Anna Karenina’nın önünde bir seçim vardı: Toplumsal düzen ya da tutku.
Trajedilerin ortak noktası yanlış aşk değil, gecikmiş ya da maliyeti hesaplanmamış tercihlerdir.
Strateji literatüründe bunun adı nettir: Trade-off (Ödünleşim).
Porter’ın Sert Gerçeği
Michael Porter yıllardır aynı şeyi söylüyor:
Strateji, bilinçli olarak farklı bir faaliyetler dizisi seçmektir.
Ama kimse ikinci cümleyi yüksek sesle okumuyor:
Bu, bazı şeyleri yapmamayı seçmek demektir.
Hem düşük maliyetli hem farklı olamazsınız.
Hem her müşteriye hitap edip hem niş kalamazsınız.
Elbette ki ideali ikisini birlikte yapabilmektir.
Ama Romeo iki aileye birden sadık kalamadı.
İşletmeler de iki rekabet pozisyonuna birden sadık kalamaz. Nedenini şöyle açıklayayım:
March’ın İkilemi: Exploration mı, Exploitation mı?
James March çok daha sessiz ama daha derin bir şey söyledi: İşletmeler, iki şey arasında sürekli bir gerilim yaşarlar:
- Exploration (keşif, yenilik, risk, deney)
- Exploitation (verimlilik, optimizasyon, mevcut yetkinlikleri derinleştirme)
Çünkü kaynaklar sınırlıdır.
Çünkü zaman sınırlıdır.
Çünkü dikkat sınırlıdır.
Hamlet gibi sonsuza kadar analiz edemezsiniz.
Bir noktada “ya bu ya da bu” demeniz gerekir.
Ama modern işletmelerimiz ne yapıyorlar?
Biraz inovasyon,
Biraz operasyonel mükemmellik,
Biraz dijital dönüşüm,
Biraz maliyet düşürme.
Büyük Türk düşünürü Cem Yılmaz’ın da dediği gibi, everyting, little little, put into the middle!
Jim Collins ve Vazgeçme Disiplini
Jim Collins’in “Good to Great”te söylediği şey romantik değildir ama nettir:
Harika işletmeler büyümeden önce sadeleşir.
Kirpi konsepti (Hedgehog Concept) şunu sorar:
- En iyi neyi yapabiliriz?
- Ekonomik motorumuzu ne çalıştırır?
- Ne‘ye gerçekten tutkuluyuz?
Ama bu üçlü soru setinin görünmeyen tarafı şudur:
Geri kalan her şeye koca bir hayır!
Don Kişot gibi her savaşa giremezsiniz. Bazı yel değirmenlerini bilinçli olarak görmezden gelmek gerekir.
Kurumsal Hamlet Sendromu
Birçok işletmenin asıl problemi yanlış strateji değildir. Kararsızlıktır.
Strateji dokümanları vardır.
OKR’lar vardır.
SWOT analizleri vardır.
Ama net bir fedakârlık yoktur.
Ve fedakârlık yoksa kimlik de yoktur.
Anna Karenina’nın trajedisi tutkusu değil, iki dünya arasında kalmasıydı.
İşletmeler için de durum farklı değildir.
Stratejik Cesaret Nedir?
Stratejik cesaret şudur:
- Bir pazarı terk edebilmek.
- Bir ürünü sonlandırabilmek.
- Kârlı ama odak dışı müşteriyi bırakabilmek.
- “Bu bizim işimiz değil.” diyebilmek.
Fransız matematikçi ve filozof Blaise Pascal’a atfedilen benim de çok sevdiğim bir söz vardır: Her seçiş, bir vazgeçiştir. Dolayısıyla, her “evet”, görünmeyen onlarca “hayır” içerir.
Ve liderlik tam burada başlar.
Seçenek artırmakta değil, seçenek azaltmakta.
Küçük Bir Aynaya Bakma Egzersizi
İşletmeniz şu anda hangi cümleyi daha sık kuruyor?
“Bunu da yapalım.”
“Şunu da ekleyelim.”
“Bunu da kaçırmayalım.” mı yoksa
“Bunu yapmayacağız.”
“Bu alana girmiyoruz.”
“Bu bizim stratejik önceliğimiz değil.” mi?
Eğer ikinci grup cümleleri duymuyorsanız, muhtemelen strateji değil, romantik temenni ile yöneti(li)yorsunuzdur.
Romeo gibi tutkuyla,
Hamlet gibi tereddütle,
Don Kişot gibi dağınık.
Ama strateji edebiyat değildir.
Strateji, seçimdir.
Ve her seçim, az da olsa bir cesaret gerektirir.
Kaynakça
- Collins, J. (2001). Good to great: Why some companies make the leap… and others don’t. HarperBusiness.
- March, J. G. (1991). Exploration and exploitation in organizational learning. Organization science, 2(1), 71-87.
- Porter, M. E. (1996). What is strategy? Harvard Business Review, 74(6), 61–78.
- Porter, M. E. (1980). Competitive strategy: Techniques for analyzing industries and competitors. Free Press.