Posts tagged öğrenen organizasyon
Psikolojik Güvenlik: Neden Nezaket değil de Performans Araçtır?
Hepimiz biliriz ya, yönetim dünyasında bazı kavramlar vardır; herkesin dilindedir, ama kimsenin ne dediği belli değildir. Google’ın “Aristotle Projesi” sonrası iş dünyasının radarına giren psikolojik güvenlik kavramı tam da böyle bir kavram. O günden beri toplantı odalarında, çalıştaylarda ve LinkedIn akışlarında kendine yer buluyor; hatta bazı işletmelerde “Çalışma Ortamı Kılavuzu”na bile girdi. Ne var ki kavramın bilinirliği, anlaşılırlığından çok daha hızlı arttı. Bugün birçok kurum için psikolojik güvenlik, “kimsenin kalbini kırmayalım, kimseyi eleştirmeyelim, herkes birbirine hep iyi davransın, yoksa psikolojik güvenlik olmaz.” gibi pasif-agresif bir nezaket kuralına indirgenmiş durumda. Bu tanıma göre, Disney karakterleri psikolojik güvenliği halletmiş, Google’ın hâlâ AR-GE’ye yatırım yapmasına bile gerek yok. O zaman kavramın kökeninde “nezaket” yok, yüksek performansa yol açan başka bir şey olmalı. O halde, birkaç küçük yanlış anlamayı düzelterek başlayalım:
❌ Yanlış Anlama #1: Psikolojik güvenlik = herkesin birbirini sevmesi
Kurumların gözünde psikolojik güvenlik çoğu zaman şöyle bir tabloya dönüşüyor:
- Kimse kimseyi eleştirmeyecek!
- Kimse kimseye yüksek sesle konuşmayacak!
- Kimse hiçbir şeye itiraz etmeyecek!
- Mümkünse herkes birbirine çay taşıyacak (opsiyonel ama makbul)!
Oysa literatürde psikolojik güvenlik, daha az romantik bir tanıma sahip: İnsanların cezalandırılma korkusu olmadan fikirlerini, sorularını ve hatalarını paylaşabildiği yüksek performans ortamı. Yani olay konfor alanı değil, risk alabilme alanı oluşturmak. Bir başka deyişle, sevgi gösterisi değil, risk alma davranışı için kurumsal zemin hazırlamak.
Yani mesele çay içmek değil yeğen; yanlış olduğunu düşündüğün şeyi söyleme cesareti.
❌ Yanlış Anlama #2: Psikolojik güvenlik = kimseyi incitmemek
En popüler yanılgılardan biri de “kimse incinmesin, kimse üzülmesin” yaklaşımı. Bu iyi niyetli fakat tehlikeli bir algı çünkü:
- Toplantılarda herkes aynı fikirde gibi görünür.
- Eleştiri yapılmaz.
- Hatalar açıkça konuşulmaz.
- “Sorun yok” kültürü gelişir.
- Yanlış kararlar tekrar edilir.
- En sonunda herkes “niye bu olmadı?” diye birbirine bakar.
- En iyi çalışanlar sessizce başka işlere yönelir.
- Yöneticiler mutlu, sonuçlar mutsuzdur.
Bu, psikolojik güvenlik değil; kolektif kaçınmadır; yapay uyuma yol açar.
Psikolojik güvenlik, insanları incitmemek için sessizliğe gömmek değil, tam tersine yapıcı çatışmayı mümkün kılmaktır.
✔️ Doğru Olan: Psikolojik güvenlik = Yüksek performansın ön koşulu
Psikolojik güvenlikte amaç,
- “Yüksek sesle düşünmektir.”
- “Hata hakkında konuşmaktır.”
- “İtiraz edebilmektir”
- “Alternatif önermektir.”
- “Niye böyle yapıyoruz?” diye sorabilmeyi ekip normu haline getirmektir.
Google’ın araştırmalarında psikolojik güvenlik, takım başarısını en çok açıklayan değişken çıkmıştır. Bu tesadüf değil; çünkü inovasyon, sıklıkla itiraz etme hakkına dayanır. Yaratıcılık, yanlış söyleme riskini almayı gerektirir. Sessizlik ise yalnızca statükoyu korur.
🎯 Performans Boyutu Neden Önemli?
Psikolojik güvenlik,
- Öğrenme çevrimini hızlandırır.
- Hataları görünür kılar.
- Adaptasyonu artırır.
- Riskli fakat yenilikçi fikirleri ortaya çıkarır.
- Bilgi saklamayı azaltır.
- “Sorumluluk kaçırmayı” zorlaştırır.
Bu yüzden psikolojik güvenlik, “insan kaynakları yumuşaklığı” değil, stratejik kapasite aracıdır.
Psikolojik güvenliğin olmadığı kurumlar, genelde “performans düşmanını” dışarıda arar. Oysa çoğu zaman düşman şudur:
“Bu konuyu şimdi açmayalım…”
“Bunu söylemeye gerek yok…”
“Boşuna tartışmayalım…”
“Sessiz kalırsam bana dokunmaz…”
İşte inovasyonu öldüren sessizlik bundadır.
Dolayısıyla psikolojik güvenlik bir nezaket rejimi değil; yüksek performansın sessiz mühendisidir. Kurumlar bunu anladığında toplantı odalarındaki güzellik yarışmaları biter, yerine gerçek iş gelir.