Anasayfa / Yayınlar / Sürdürülebilirlik Performansı Ölçülebilir… Peki Gerçekten Anlaşılabilir Mi?

Sürdürülebilirlik Performansı Ölçülebilir… Peki Gerçekten Anlaşılabilir Mi?

Lojistik Sektöründe Sürdürülebilirliğin Görünmeyen Gerçeği

Bugün de size bir başka çalışmamızdan söz etmek istiyorum. Değerli doktora öğrencim Yelda İnanç ve kıymetli meslektaşım Dr. Ceren Altuntaş‘la birlikte yaptığımız ve kısa bir süre önce yayınlanan çalışmadan.

Daha önce mutlaka bir yerlerde de gördüğünüz gibi lojistik sektöründe sürdürülebilirlik artık bir tercih değil.

Bir zorunluluk.

Düzenli aralıklarla sürdürülebilirlik raporları yayımlanıyor.

Skorlar hesaplanıyor.

İşletmeler sıralanıyor.

Ve sistem şunu söylüyor:

Ölçüyoruz, o halde yönetiyoruz.

Ama kritik soru şu:

Gerçekten sürdürülebilirliği mi ölçüyoruz?

Yoksa yalnızca ölçebildiğimizi mi?

Metodoloji Güçlü… Ama Yeterli mi?

Fortune 500 listesinde yer alan on lojistik işletmesini analiz eden çalışma, metodolojik olarak oldukça güçlü bir çerçeve sunuyor.

Çalışmada, CRITIC ve Entropi gibi objektif ağırlıklandırma yöntemleri ile MARCOS ve TOPSIS gibi sıralama teknikleriyle birleştiriliyor.

Bu yaklaşım önemli bir şeyi başarıyor:

Farklı yöntemlerle aynı gerçeğin ne kadar değiştiğini gösteriyor.

Ama aynı zamanda şu soruyu da doğuruyor:

Gerçeklik mi değişiyor?

Yoksa ölçüm çerçevesi mi?

Ölçtüğümüz Şeyler: Emisyon ve İnovasyon

Analizler net bir tablo ortaya koyuyor:

    1. Emisyonlar ve
    2. Çevresel inovasyon lojistik sektörünün en belirleyici kriterleri.

Ve bu durum şaşırtıcı değil…

Regülasyon baskısı ve rekabet dinamikleri, işletmeleri bu alanlara odaklanmaya zorluyor.

Ama burada kritik bir kırılma var:

Ölçülen şeyler stratejiye dönüşür.

Eğer sistem en çok emisyonu ve teknolojiyi ödüllendiriyorsa, işletmeler de doğal olarak bu alanlara yatırım yapar.

Bu noktaya kadar her şey rasyonel görünür.

Görünmeyen Alan: İnsan

Çalışmanın en çarpıcı bulgularından biri şu:

İş gücü (workforce) boyutu tüm analizlerde en düşük ağırlığı alıyor.

Bu bir veri noktası değil.

Bu bir sistem sinyali.

Bu şu anlama gelir:

    1. Çalışan deneyimi geri planda kalıyor,
    2. İnsan odaklı sürdürülebilirlik zayıf ve
    3. Operasyonel verimlilik, insani maliyetlerin önüne geçiyor.

Bir başka deyişle,

Sistem çevreyi ölçüyor ama insanı yeterince görmüyor.

Sıralamalar ve Gerçeklik

Analiz sonuçları işletmelere göre değişiyor:

    1. Lufthansa Group dengeli performansıyla öne çıkıyor,
    2. Maersk Group çevresel inovasyonla zirveye yerleşiyor,
    3. SF Holding ise en tutarlı performansı sergiliyor.

Ama burada kritik olan sıralama değil.

Şu:

Hangi yöntemi kullanırsanız, sonuç değişiyor.

Bu da şu gerçeği ortaya koyar:

Performans mutlak değil, çerçeveye bağlıdır.

Sürdürülebilirlik: Ölçüm Aracı mı, Yönetim Disiplini mi?

Çalışma önemli bir katkı sunuyor:

Sürdürülebilirlik yalnızca bir raporlama aracı değil, çok boyutlu bir karar verme çerçevesi olarak da ele alınmalı.

Ama aynı zamanda şu riski de hatırlatıyor:

Eğer yanlış tasarlanırsa, sürdürülebilirlik sistemleri de diğer performans sistemleri gibi yanılsama üretebilir.

Daha önceki yazılarımda da değindiğim gibi,

    1. Performans sistemleri yanlışsa, yanlış davranışlar ödüllendirilir,
    2. Yüksek performans yanlış yönetilirse tükenmişlik oluşur ve
    3. İşletmeler en iyi çalışanlarını kaybeder.

Aynı şey burada da geçerli:

Yanlış tanımlanmış sürdürülebilirlik, sürdürülebilirlik değil, sürdürülebilirlik algısı üretir.

Asıl Soru

Bu çalışma metodolojik olarak güçlü.

Veri temelli.

Analitik.

Ama bizi asıl önemli soruya götürüyor:

Sürdürülebilirliği gerçekten yönetiyor muyuz?

Yoksa yalnızca ölçüp sıralıyor muyuz?

Sonuç: Sürdürülebilirlik Ölçmekle Değil, Denge Kurmakla İlgilidir!

Sürdürülebilirlik performansını bir sağlık kontrolüne benzetmek mümkün.

CRITIC ve Entropi hangi organların kritik olduğunu gösterir.

MARCOS ve TOPSIS genel durumu sıralar.

Ama şunu garanti etmez:

Sistemin gerçekten sağlıklı olduğunu…

Çünkü gerçek sürdürülebilirlik,

    1. Çevre,
    2. Teknoloji ve
    3. İnsan arasında kurulan dengedir.

Ve eğer bu dengede insan sürekli en düşük ağırlığı alıyorsa, o sistem sürdürülebilir değildir.

Belki de asıl soru şudur:

İşletmeler gerçekten sürdürülebilir mi?

Yoksa yalnızca sürdürülebilir görünmeyi mi başarıyor?

Sizce?

Kaynakça

    1. Inanc, Y., Altuntaş, C., and Altuntaş, G. (2025). Multi-criteria decision-making framework for ESG evaluation in the logistics industry. Case Studies on Transport Policy, 101701.
Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.